Melek : Bir isimdir
. 1) Tanrı ile insan arasında aracı olan dinsel varlık . 2) Pek güzel yüzlü
kimse , sessiz , sakin , iyi huylu .
tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tanrı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Mart 2016 Pazartesi
10 Mart 2016 Perşembe
Kafir ne demektir ?
Kafir : Arapça
kökenli bir sıfattır . 1) Tanrıyı kabul etmeyen . 2) Yaramaz , çapkın gibi anlamlarda
kullanılır . ( Seni kafir seni !... )
28 Aralık 2013 Cumartesi
İlithye nasıl bir tanrıdır ?
İlithye : Doğum tanrıçasıdır . Eski Yunan ' da Artemis ' e , Hera ' ya veya Zeus ve karısının bir kızı olan bağımsız bir tanrıçaya bu isim verilir .
8 Nisan 2013 Pazartesi
Orucun türleri
Orucun farz , nafile ve mekruh cinsleri vardır . Şöyle ki ; farz olan oruç sadece Ramazan orucudur . Nafile oruca niyet edilirse o orucun tutulması zaruridir .
Şek günü Şaban ' ın otuzuncu günüdür . Bu günde nafile oruç istenirse tutulabilir . Havanın bulutlu olmasına göre bu gün tutulan oruç şayet Ramazan girmişse farz oruç sayılır .
Ramazan ve kurban bayramlarında oruç tutmak mekruhtur . Çünkü bu günde tutulan oruç tanrının sunduğu ziyafet günü olan bu günlerde bunlardan mahrum kalınmasına neden olur .
Ramazandan sonra tutulan kaza orucu yerine nafile oruç tutmak günah değildir .
Bir kadının kocasının ona yöneldiği zamanlarda oruç tutması doğru değildir . Kocası , oruçluysa veya umre gibi durumlar söz konusuysa o zaman kadının oruç tutmasında bir sakınca yoktur .
Bir çalışanın patronundan izinsiz olarak nafile oruç tutması şayet güçten düşürmezse o zaman günah değildir .
Adanan bir orucun tutulması zaruridir . Şek günü tutulacak bir oruçta " Ramazan orucuna yoksa iftar etmeye " diye niyet edilmez . Niyette tereddüt olmaz .
Ramazan ayı dışında kaza oruçları serbest günlerde kaza edilebilirler .
Zilhicce , Muharrem , Recep aylarında nafile oruç tutmakta bir sakınca yoktur .
Başlanan bir oruç , Nevruz gününe denk gelirse bunda bir sakınca yoktur .
Şek günü Şaban ' ın otuzuncu günüdür . Bu günde nafile oruç istenirse tutulabilir . Havanın bulutlu olmasına göre bu gün tutulan oruç şayet Ramazan girmişse farz oruç sayılır .
Ramazan ve kurban bayramlarında oruç tutmak mekruhtur . Çünkü bu günde tutulan oruç tanrının sunduğu ziyafet günü olan bu günlerde bunlardan mahrum kalınmasına neden olur .
Ramazandan sonra tutulan kaza orucu yerine nafile oruç tutmak günah değildir .
Bir kadının kocasının ona yöneldiği zamanlarda oruç tutması doğru değildir . Kocası , oruçluysa veya umre gibi durumlar söz konusuysa o zaman kadının oruç tutmasında bir sakınca yoktur .
Bir çalışanın patronundan izinsiz olarak nafile oruç tutması şayet güçten düşürmezse o zaman günah değildir .
Adanan bir orucun tutulması zaruridir . Şek günü tutulacak bir oruçta " Ramazan orucuna yoksa iftar etmeye " diye niyet edilmez . Niyette tereddüt olmaz .
Ramazan ayı dışında kaza oruçları serbest günlerde kaza edilebilirler .
Zilhicce , Muharrem , Recep aylarında nafile oruç tutmakta bir sakınca yoktur .
Başlanan bir oruç , Nevruz gününe denk gelirse bunda bir sakınca yoktur .
21 Ekim 2012 Pazar
BAKARA İLK 22 AYETİN YORUMU
BAKARA İLK 22 AYETİN YORUMU
1. Elif Lâm Mîm.
2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
5. İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
7. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
8. İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
9. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
10. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
11. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.
12. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
13. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
14. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
15. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
16. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
17. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
18. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
19. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
20. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.
22. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.
Yorum :
Kur ' an ' da şüphe edilecek herhangi bir yön yoktur . Kur ' an açıktır ve bellidir .
Ahirette kurtulacak olanlar Hz. Peygamber ' e de ondan önce indirilenlere de inanırlar . Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar .
Bir de inanmadığı halde " Biz Allah ' a ve ahiret gününe inandık . " diyenler vardır . Bunlara insanların inandığı gibi inanın denildiğinde " Biz de mi akılsızlar gibi inanalım ? " derler . Bunlar uydurdukları yalandan dolayı cezalandırılacaklardır . Bunlar , ateşi yanarken birden karanlık içinde kalmış kimselere veya bir sağanak yağmurda karanlıkta kalmış kimselere benzerler . Tanrının gücü her şeye elbette yeter .
Bunlar münafıklıklarından dolayı dilsiz , kör ve sağır olan kimseler gibidirler . Kendilerine " Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın ." denildiğinde " Biz ancak ıslah edicileriz . " derler . Halbuki asıl bozguncular kendileridir de bunun farkında değillerdir .
Tanrı , kendisine ibadet etmemizi öğütlüyor . Böylece tanrıya karşı gelmekten sakınmış kimseler olabiliriz .
Tanrı , yeri döşek , göğü bina gibi sağlam bir yapıda yapmış ve suyla gökten rahmet indirmiştir de yerden bol bol rızık çıkarmıştır .Tanrının bu nimetine karşılık ona ortak koşup inkar edenlerden olmamamızı tanrı emrediyor .
1. Elif Lâm Mîm.
2. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.
3. Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.
4. Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.
5. İşte onlar Rab’lerinden (gelen) bir doğru yol üzeredirler ve kurtuluşa erenler de işte onlardır.
6. Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.
7. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
8. İnsanlardan, inanmadıkları hâlde, “Allah’a ve ahiret gününe inandık” diyenler de vardır.
9. Bunlar Allah’ı ve mü’minleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar da farkında değillerdir.
10. Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.
11. Bunlara, “Yeryüzünde fesat çıkarmayın” denildiğinde, “Biz ancak ıslah edicileriz!” derler.
12. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir.
13. Onlara, “İnsanların inandıkları gibi siz de inanın” denildiğinde ise, “Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim?” derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler.
14. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, “İnandık” derler. Fakat şeytanlarıyla (münafık dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, “Şüphesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz” derler.
15. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir.
16. İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kâr getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu bulamamışlardır.
17. Onların durumu, (geceleyin) ateş yakan kimsenin durumuna benzer: Ateş tam çevresini aydınlattığı sırada Allah ışıklarını yok ediverir de onları göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.
18. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.
19. Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak hâlinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir. Ölüm korkusuyla, yıldırım seslerinden parmaklarını kulaklarına tıkarlar. Oysa Allah, kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.
20. Şimşek neredeyse gözlerini alıverecek. Önlerini her aydınlatışında ışığında yürürler. Karanlık çökünce dikilip kalırlar. Allah dileseydi, elbette onların işitme ve görme duyularını giderirdi. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
21. Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah’a karşı gelmekten sakınasınız.
22. O, yeri sizin için döşek, göğü de bina yapan, gökten su indirip onunla size rızık olarak çeşitli ürünler çıkarandır. Öyleyse siz de bile bile Allah’a ortaklar koşmayın.
Yorum :
Kur ' an ' da şüphe edilecek herhangi bir yön yoktur . Kur ' an açıktır ve bellidir .
Ahirette kurtulacak olanlar Hz. Peygamber ' e de ondan önce indirilenlere de inanırlar . Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar .
Bir de inanmadığı halde " Biz Allah ' a ve ahiret gününe inandık . " diyenler vardır . Bunlara insanların inandığı gibi inanın denildiğinde " Biz de mi akılsızlar gibi inanalım ? " derler . Bunlar uydurdukları yalandan dolayı cezalandırılacaklardır . Bunlar , ateşi yanarken birden karanlık içinde kalmış kimselere veya bir sağanak yağmurda karanlıkta kalmış kimselere benzerler . Tanrının gücü her şeye elbette yeter .
Bunlar münafıklıklarından dolayı dilsiz , kör ve sağır olan kimseler gibidirler . Kendilerine " Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayın ." denildiğinde " Biz ancak ıslah edicileriz . " derler . Halbuki asıl bozguncular kendileridir de bunun farkında değillerdir .
Tanrı , kendisine ibadet etmemizi öğütlüyor . Böylece tanrıya karşı gelmekten sakınmış kimseler olabiliriz .
Tanrı , yeri döşek , göğü bina gibi sağlam bir yapıda yapmış ve suyla gökten rahmet indirmiştir de yerden bol bol rızık çıkarmıştır .Tanrının bu nimetine karşılık ona ortak koşup inkar edenlerden olmamamızı tanrı emrediyor .
13 Eylül 2012 Perşembe
HAKİKİ NAMAZIN KIYMETİ
HAKİKİ NAMAZIN KIYMETİ
Yüce Allah ‘ ı bir kabul etmek farzların başında gelir . Bundan sonra en büyük farz hakiki namazdır . Hakiki namaz bir amaç doğrultusunda hareket etmektir . Bu bakımdan namaz , ruhun ilacıdır , imanın alametidir , ruhlara şifadır . Tanrı ile karşılaşma şansı hakiki namazda ortaya çıkar . Mümin için çok büyük bir şans !!!...
Bütün dinlerde hakiki namaz olgusu vardı . Biçimsel namaz Hz. Peygamber tarafından güneşin doğuşundan ve batışından sonra olmak üzere iki kere kılınıyordu . Miraç gecesinde beş vakit biçimsel namaz farz olmuştur . Hz. Peygamber ‘ in miracı ise genel kanıya göre Medine ‘ ye hicretlerinden on sekiz ay önce Recep ayının yirmi yedinci gecesi olmuştur .
Kur ‘ an ‘ da ve hadislerde biçimsel namaz anılmıştır . Bir ayette “ Ey Resulüm ! Sana indirilen Kur ‘ an ‘ ı güzelce oku ve namazı gereği üzere kıl . Hakikaten namaz edep ve adaba aykırı şeylerden insanı alıkoyar . ….. Allah bütün yaptıklarınızı bilir . “ denilmektedir . Hakiki namaz çok büyük bir eylemdir .
Bir başka ayette “ Namazı gereği üzere yerine getiriniz , zekatı veriniz . Hayır olarak ne gönderirseniz Allah katında sevap olarak onu bulursunuz , asla kaybolmaz . …” deniliyor . Bir hadiste “ Namaz dinin direğidir . “ denilmiştir .
Bir başka hadiste “ Namaz kişinin kalbinin nurudur , artık sizden dileyen kalbinin nurunu arttırmaya çalışsın . “ denilmiştir .
Bu ayetler ve hadisler hakiki namazın önemini vurgulamakta yeterli görünmektedir .
Hakiki namaz pek büyük bir ibadettir . Namaz , aklı yerinde , buluğ çağına ermiş her müslümanın yapması gereken bir ibadettir . Hakiki namaza devam edenler pek büyük sevaplara erişecekler , yapmayanlar ise sevap bakımından zarara uğrayacaktır .
Müslümanlar yedi yaşına girmiş çocuklarını hakiki namaza alıştırmakla görevlidirler . Ana baba ve yetiştiriciler hakiki namazı kılmayı öğretir ve uygulatırlar . On yaşına bastığı halde hakiki namaz kılmayan bir çocuğa elle hafifçe vurmak gerekli olabilir .
Düşünürsek Tanrı ‘ nın nimetlerine şükretmek gerektiğini anlayabiliriz . Hakiki namazla şükür borcu yerine getirilmiş olur . “ Namaz bütün ibadetleri kendisinde toplar “ diye bir söz de vardır ayrıca . Biçimsel namaz kılmak da kişiye huzur veren bir ibadettir . Ancak hakiki namaz kılmak kişinin huzurunu daha çok sağlar . Namaz , kişiyi kötülüklerden alıkoymalıdır . Hakiki namaz bunu fazlasıyla sağlayıcıdır .
Hakiki namaz da biçimsel namaz da tanrının rızası için kılınır . Namaz , pek büyük bir ibadet olmasının yanında ahiret günlerinin mutluluğunu garanti altına alır .
Bu şans ömür boyunca kaçırılmamalıdır .
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Nevruz kelimesinin anlamı
Nevruz: Bir isimdir. Farsça’dan gelmedir. Eski bir inanı ş a g ö re, y ı l ı n ve bahar ı n ilk g ü n ü kabul edilen ve do ğ an ı n yenid...
-
Lala ; bir addır . Farsça kökenlidir . 1) Eski kullanımıyla : Çocukların e ğ itimi ve ö ğ retimiyle g ö revli erkek bak ı c ı . 2) Tarihi ...
-
Devrim ile ihtilal arasındaki farklar nelerdir ? : Devrim , devrilmek fiilinden türemiştir . Bir toplumun devrim geçirmiş olması o toplumda...
-
Halit Ergönül ; bir Türk boksörüdür . 15 yaşındayken 54 kiloda İstanbul şampiyonu oldu . 1947 ‘ de Amerika ‘ ya gitti . 1950 ‘ de profesyö...